0

Öğretim İlkeleri

KPSS Eğitim Bilimleri Öğretim Yöntem ve Teknileri Dersi Öğretim İlkeleri Konusu Anlatımı

Bu sayfada anlatılanlara çalışıp, ardından test çözerseniz konuyu rahatlıkla öğrenirsiniz. Detaylı ve akılda kalıcı bir şekilde anlatılmıştır.

Öğretim Yöntem ve Teknikleri dersindeki en önemli konulardan bir tanesi de Öğretim İlkeleridir. Öğretim ilkeleri “bir dersin hedef ve kazanımlarına ulaştıran, doğruluğu bilimsel olarak kanıtlanmış, her yaş ve seviye için genel kabul görmüş öğretim sürecini düzenleme uygulamalarıdır.” Öğretim ilkeleri içeriğin ve ders kitaplarının hazırlanmasında, öğrenme-öğretme sürecinin planlanması, uygulanması ve değerlendirilmesinde önemli rol oynar. Başlıca öğretim ilkeleri şunlardır;

  • Hedefe görelik (Amaca uygunluk)
  • Öğrenciye görelik (Çocuğa uygunluk)
  • Yaşama yakınlık (Hayatilik)
  • Somuttan soyuta
  • Bilinenden bilinmeyene
  • Kolaydan zora (Basitten karmaşığa)
  • Yakından uzağa
  • Açıklık (Alenilik)
  • Etkin katılım (Aktivite/İş)
  • Güncellik (Aktüalite)
  • Ekonomiklik
  • Bütünlük
  • Sosyallik
  • Bilgi ve becerinin güvence altına alınması

1.Hedefe Görelik (Amaca uygunluk)

Eğitimin temel amacı bireyde istendik davranış değişiklikleri oluşturarak hedeflere ulaşmaktır. Hedeflere ulaşmak için amaca hizmet eden ve hedefe ulaşmayı kolaylaştıran uygulamalar düzenlenmelidir. Derste ulaşılacak kazanımlar doğrultusunda öğrenme-öğretme sürecinin yapılandırılmasına hedefe görelik denir. Bu yüzden hedefe uygun düzenlemeler yapmak için öğretmenler öncelikle hedefin hangi alanda olduğunu (bilişsel, duyuşsal, devinişsel(Psikomotor)) belirlemeli sonrasında ise hedefin hangi düzeyde olduğunu saptamalı ve buna uygun yöntem/teknikler belirlemelidir.

Örnek;

“Denge hareketleri yapar” kazanımı psikomotor alanda bir kazanımdır. Dolayısıyla daha çok bilişsel alanda etkili olan anlatım yöntemi ve hem bilişsel hem de duyuşsal alanda etkili olan tartışma yöntemi bu kazanım için uygun değildir. Öğretmen bu kazanım için devinişsel(psikomotor) alanda etkili olan gösterip yaptırma yöntemini seçmelidir.

Verdiğimiz örnekte olduğu gibi hedefe görelik sorularında en önemli nokta hedefle, öğretim süreci arasındaki uyumluluk seviyesidir.

2. Öğrenciye Görelik (Çocuğa uygunluk)

Öğretmenlerin öğrenme-öğretme sürecini düzenlerken öğrencilerin gelişim düzeyi, hazırbulunuşluğu, ihtiyaç, ilgi, yetenek, beklenti ve bireysel farklılıklarını dikkate alması, öğrenciye görelik ilkesidir. Bu yüzden farklı eğitim düzeylerinde farklı süreçler düzenlenir. Çağdaş eğitim kuramlarına ve programlarına göre öğrenci öğrenme-öğretme sürecinin merkezinde yer almalı, öğretmen öğrencilere rehberlik etmelidir.

Örnek;

Okul öncesi sınıflarında eğitim gören çocuklar “işlem öncesi dönemde” oldukları için programda dört işlem becerisi ile çözülebilen problemlere yer verilmemesi öğrenciye görelik ilkesi ile ilgilidir ya da okul öncesi dönemde anlatım yöntemi kullanmak yerine oyuna dayalı etkinliklerle sürecin işlenmesi öğrenci görelik ilkesinin gereğidir. Çünkü bu dönemdeki çocuklar dinleyerek öğrenmek yerine yaparak-yaşayarak öğrenme eğilimindedir.

Öğrenciye görelik ilkesi program geliştirmenin psikolojik ve bireysel temelleri ile ilişkilidir. Program geliştirmede öğrenciye görelik ilkesi ulaşılabilirlik/öğrenilebilirlik kavramları ile kullanılır

3. Yaşama Yakınlık (Hayatilik)

Yaşama yakınlık ilkesi, okulda verilen eğitimin gerçek hayatla ilişkilendirilmesi veya gerçek yaşamda işlevsel olması, işe yaraması anlamına gelmektedir. Bireye ihtiyaç duyduğu gerekli bilgilerin öğretilmesi hayatilik ilkesi ile ilgilidir.

Örnek;

Toplama ve çıkarma işlemini öğrenen çocuklara performans görevi olarak ebeveynleri ile birlikte gittikleri bir markette alışverişi yapma, alınanları hesaplama, ödeme yapma ve para üstü alıp-verme ödevinin verilmesi okulda öğrenilenlerin gerçek yaşamla ilişkilendirilmesine yönelik uygulamalardır.

Dersin giriş bölümündeki işlemlerden biri de güdülemedir. Güdüleme yapmak için öğretmen konunun önemini veya ulaşılacak kazanımın gerçek hayatta ne işe yarayacağını açıklar. Bu sebeple hayatilik ilkesi güdüleme işlemi ile yakından ilişkilidir.

4. Somuttan Soyuta

Somuttan soyuta ilkesi, bilgilerin öncelikle çok sayıda (özellikle de dokunma duyusu) duyu organını harekete geçirecek şekilde somut, sonrasında soyut olarak öğretilmesidir. Piaget’in zihinsel gelişim dönemleri dikkate alındığında işlem öncesi dönem (okul öncesi) ve somut işlemler dönemi (ilkokul) öğrencileri için soyut kavramlar çok anlamlı değildir. Yine Edgar Dale’nin yaşantı konisi dikkate alındığında çok sayıda duyu organına hitap eden somut öğrenmeler daha kalıcıdır. Dale’ye göre öğrenme somuttan soyuta ve basitten karmaşığa doğru düzenlenmelidir. Öğrenme-öğretme sürecini somutlaştırmak için gerçek nesneler, numuneler, modeller, maketler, eşyalar ve nesneler kullanılabilir.

Örnek;

İlkokul birinci sınıf öğrencilerine toplama işlemi öncelikle fındık, fasulye vb. gerçek nesnelerle veya abaküs gibi araçlarla yaptırılıp, sonrasında rakam sembolleriyle yaptırılması somuttan soyuta ilkesi ile ilgilidir.

Somuttan soyuta ilkesi özellikle işlem öncesi ve somut işlemler dönemi öğrencileri için vazgeçilmezdir. Dolayısıyla okul öncesi ve sınıf öğretmenli ÖABT sınavında somuttan soyuta ilkesi sorulabilir.

5. Bilinenden Bilinmeyene

Bilinenden bilinmeyene ilkesi, öğrencilerin bildikleri konulardan yola çıkarak bilmedikleri kavramı anlamlandırmalarını kolaylaştırılır. Bunun için hedef kavrama (bilinmeyen) ulaşmada kaynak kavram (bilenen) kullanılır. Öğrencilere ön bilgilerinin hatırlatılması bilinenden bilinmeyene ilkesi ile ilgilidir. Çünkü etkili ve kalıcı bir öğrenme, önceden öğrenilenlerle yeni öğrenilenler arasında bağ kurulabildiği oranda gerçekleşir.

Örnek;

Öğretmenin “denk küme” kavramını öğretmeden önce öğrencilerin küme, eleman ve eleman sayısı kavramlarını hatırlamasını sağlaması bilinenden bilinmeyene ilkesi ile ilişkilidir.

Analoji/metafor bir kavramın başka bir kavrama benzetilmesi yoluyla öğretilmesidir. Örneğin, insan beyninin yapısının cevize benzetilerek öğretilmesinde, insan beyninin yapısı bilinmeyen hedef kavram, ceviz ise bilinen kaynak kavram olarak kullanılabilir.

6. Kolaydan Zora (Basitten Karmaşığa)

Basitten karmaşığa ilkesi, öğrenme-öğretme sürecinin öğrencilerin kolayca yapabileceği işlem ya da becerilerden başlayıp kademe kademe zorlaşacak şekilde düzenlenmesidir. Bu ilke öğrencilere özgüven kazandırır ve öğrenilmiş çaresizlik yaşanma olasılığını azaltır. Öğretime zor konulardan başlanması öğrencilerde başarısızlık algısı oluşturabilir.

Öğretmenler sınav yapmak için ölçme aracı hazırladıklarında kolay soruları ilk sorulara yerleştirmelidir.

7. Yakından Uzağa

Yakından uzağa ilkesi, öğrenme-öğretme sürecini yakın tarihten uzak tarihe veya yakın çevreden uzak çevreye doğru düzenlenmek için kullanılır. Bu nedenle öğretme-öğrenme süreci düzenlenirken, örnekler verilirken öğrencinin yakın çevresinden, yakın ilgilerinden başlanmalıdır. Bu yakınlık hem mekân, hem de zaman açısından dikkate alınmalıdır. Çünkü öğrencilerin yakın çevre ve yakın zamanla ilgili daha fazla yaşanmışlıkları vardır ve çocuğun içinde bulunduğu çevre onun öğrenme süreçlerini etkiler.

8. Açıklık (Alenilik)

Açıklık (alenilik) ilkesi, öğretmenin bir yandan konuyu açık ve anlaşılır bir dille anlatırken bir yandan örnekler vermesi ve görsel materyaller kullanarak öğrenmenin kalıcılığını artırmasıdır. Öğretmenler konuyu veya yapılacakları öğrencilerin anlayabileceği bir dille anlatırken, görme duyusunu harekete geçirecek materyalleri de devreye sokmalıdır. Örneğin öğretmen anlatım yöntemiyle ders işlerken anlatımını sunumla desteklemesi öğrencilerin konuyu anlamasını kolaylaştırır. Yapılan araştırmalarda görme duyusunun öğrendiklerimiz üzerinde % 75 oranında etkili olduğu bulunmuştur. İşitme duyusunun öğrendiklerimiz üzerindeki etkisi ise % 13 olarak gösterilmektedir. Bu durumda açıklık ilkesi hem görme hem de işitme duyusunu devreye soktuğu için önemlidir. Elbette öğrenme sürecine katılan duyu organı sayısı ne kadar artarsa öğrenmenin kalıcılığı o düzeyde artar.

Açıklık ilkesi ile somuttan soyuta ilkesi sorularda sizi çeldirebilir. Somuttan soyuta ilkesinde kavramlar önce somut hale getirilir, sonra soyut olarak verilir. Açıklık ilkesinde ise kavram öğretilirken görsel materyallerle katkı sağlanır.

9. Etkin Katılım (Aktivite/İş)

Etkin katılım (Yaparak-yaşayarak/Aktivite/İş) ilkesi öğrencilerin yaparak yaşayarak öğrenmeöğretme sürecinin aşamalarına dâhil olması ve kendi öğrenme sorumluluğunu üstlenmesidir. Bu yüzden öğrenciler derste pasif dinleyici olmaktan çıkarılmalı ve okuyan, yazan, soran, cevaplayan, düşünen, yapan, değerlendiren konumuna getirilmelidir. Yani öğrenci öğrenme-öğretme sürecinin planlama, uygulama ve değerlendirme aşamalarında aktif görev almalıdır.

Yapılan araştırmalara göre birey kendisinin yapıp söylediklerinin % 90’ını hatırlar. Edgar Dale’nin yaşantı konisine göre en iyi öğrenme doğrudan elde edilen maksatlı yaşantılarla yani yaparak-yaşayarak öğrenme ile sağlanır.

10. Güncellik (Aktüalite)

Aktüalite (güncellik) ilkesi, güncel olayların sınıf ortamına taşınmasıdır. Bunun en iyi yolu konu uygun medya haberlerinin ele alınmasıdır. Bununla birlikte derste belirli gün ve haftalara yönelik olarak yapılan etkinlikler de aktüalite ilkesi ile ilgilidir. Güncellik ilkesi sayesinde öğrenciler yakın ve uzak çevrede olup bitenlerin farkında olmaktadır.

Güncellik ilkesi ile hayatilik ilkesi birbiri ile yakın ilişki içindedir ve karıştırılma ihtimali vardır. İkisini ayırt etmedeki püf noktası ise hayatilik ilkesinde genellikle öğrenilen bilginin gerçek yaşama aktarılması gerçekleşirken, güncellik ilkesinde ise gerçek yaşamla ilgili bir olay veya haberin sınıfa taşınması durumu vardır.

11. Ekonomiklik

Ekonomiklik ilkesi, kısa sürede, az emek harcayarak çok sayıda kazanıma ulaşmaktır.

Ekonomiklik ilkesinin devreye sokulması için öğrenme-öğretme sürecinin planlanması çok önemli bir öncüldür.

12. Bütünlük

Bütünlük ilkesi, öğrencilerin bilişsel, duyuşsal ve devinişsel alanların tamamında geliştirilmesi ile ilgilidir. Çağdaş eğitim programları, öğrencilerin bütüncül olarak gelişmesine odaklanır. Bütünlük ilkesi Mustafa Kemal Atatürk’ün “ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklı olanını severim.” sözünden aklınıza gelebilir.

Program geliştirme dersinde yer alan geniş alan tasarımı (birbirine nitelik olarak benzeyen derslerin önemli konularının bir araya getirilerek yeni bir ders oluşturulması) ve disiplinler arası tasarım (Farklı derslerin işlenişinde ilişkiler kurularak bütünlük sağlanması) bütünlük ilkesi ile ilişkilidir.

13. Sosyallik

Sosyallik (otoriteye itaat ve özgürlük) ilkesi, öğrencilerin bir yandan kural ve kanunlara uyarken bir yandan da seçme haklarını kullanıp kendi kararlarını alabilmelerini içerir.

Örnek;

Proje görevlerinin belirtilen süre içinde tamamlanmasının gereği otoriteye itaat, öğrencilerin proje görevi içinde çalışacağı konuyu seçmesi ise özgürlüktür.

Öğrenci sosyallik ilkesi sayesinde toplum içinde kanun ve kurallara uymanın gerekliliğini ve kendi seçimlerini yapıp, kararlar alabilmenin önemini öğrenir. Öğrenciler bu sayede sosyalleşir ve yeni şartlara uyum sağlar.

14. Bilgi Ve Becerilerin Güvence Altına Alınması

Bilgi ve becerinin güvence altına alınması ilkesinin temeli daimicilik ve esasicilik eğitim felsefelerine dayanmaktadır. Bu iki eğitim felsefesi geleneksel anlayışa sahip ve çağdaşlıktan uzaktır. Bu yüzden bilgi ve becerinin güvence altına alınma ilkesi günümüz çağdaş eğitiminde geçerliğini yitirmiştir. Çünkü yapılandırmacılık gibi çağdaş eğitim anlayışlarında bilgi özneldir ve öğrenen tarafından oluşturulmaktadır.

Öğretim İlkeleri Çıkmış Sorular

Soruların cevapları paragrafın en sonunda açıklanmıştır.

1. Bir sınıf öğretmeni, ilkokula yeni başlayan öğrencilerinin, zihinlerinde sayı kavramını oluşturmalarına yardım etmek için fasulye taneleri ile oluşturduğu kümelerle rakamları eşleştirmiştir. Buna göre, öğretmen aşağıdaki öğretim ilkelerinden hangisini kullanmıştır?

A) Açıklık

B) Bilimsellik

C) Bilinenden bilinmeyene

D) Somuttan soyuta

E) Ekonomiklik

2. Birinci sınıf öğretmeni matematik dersinde “Nesne sayısı 10’dan az olan bir toplulukta nesnelerin sayısını belirler, bu sayıyı rakamla yazar.” kazanımına yönelik olarak öğrencilerin önce parmaklarını kullanarak saymalarını sağlar, sonra öğrencileri okul bahçesine çıkararak ağaçları saydırır. Öğretmenin bu süreçte başvurduğu öğretim ilkeleri aşağıdakilerin hangisinde doğru sırada verilmiştir?

A) Somuttan soyuta – Hayatilik

B) Somuttan soyuta – Ekonomiklik

C) Hayatilik – Soyuttan somuta

D) Açıklık – Soyuttan somuta

E) Somuttan soyuta – Açıklık

3. “Çevremizi Tanıyalım” konusunda sırayla “Bölgemiz, İlimiz, Yurdumuz, İlçemiz” ile ilgili çalışmalar yaptıran bir öğretmen, bu dersin içeriğinin düzenlenmesinde hangi ilkeye aykırı davranmıştır?

A) Somuttan soyuta

B) Basitten karmaşığa

C) Günümüzden geçmişe

D) Bütünden parçaya

E) Yakından uzağa

4. “Öğretim üyesi Kerem Bey; öğrencilerine, bir köyde öğretmenlik yaptığı yıllarda başından geçen aşağıdaki anısını anlatır: “Yıllar önce bir pazartesi günü öğrencilerime hafta sonu ne yaptıklarını sorduğumda öğrencilerimin çoğu “Çimdik, yattık.” dediler. Ben “çimmek” sözcüğünün ne anlama geldiğini bilmediğimden onlara bakakaldım.” Ardından “Eğer siz de derslerinizde öğrencilerinizin bilmediği kavramları ve terimleri kullanırsanız, onlar da benim gibi hiçbir şey anlayamaz.” diye öğrencilerini uyarır. Buna göre Kerem Bey’in uyarısı aşağıdaki öğretim ilkelerinden hangisine örnektir?

A) Bilimsellik

B) Somuttan soyuta

C) Yakından uzağa

D) Açıklık

E) Bilinenden bilinmeyene

Soru Cevapları

  1. Çözüm: İlkokul birinci sınıf öğrencileri somut işlemler dönemindedir. Matematik dersi konuları ise oldukça soyut kavramlardan oluşur. Sayı kavramı bunlardan biridir. Bu yüzden sınıf öğretmenleri ilkokula yeni başlamış öğrencilerin zihinlerinde sayı kavramı oluşturmalarına yardım etmek için fasulye taneleri kullanarak konuyu somutlaştırma yoluna girmiştir. Görüldüğü gibi soruda önemli bir çeldirici bulunmamaktadır. Cevap D
  2. Çözüm: Soru öncülünde görüldüğü gibi öğretmen kazanıma yönelik olarak iki etkinlik düzenlemiştir. Etkinliklerden ilki öğrencilerin bir kümedeki elemanların sayısını belirlemek için parmaklarını kullanmalarıdır. Bu etkinlik sayı kavramının somutlaştırılmasını sağlamıştır. İkinci etkinlikte ise öğretmen, öğrencilerden okul bahçesindeki ağaçları saymalarını istemiştir. Ağaçlar gerçek yaşamın bir parçasıdır ve dolayısıyla yapılan etkinlik hayatilik ilkesi ile ilişkilidir. Yani öğretmen ilk olarak somuttan soyuta ve ikinci olarak hayatilik ilkesine başvurmuştur. Bu tarz sıralama sorularında öğretmen adaylarının dikkatli olması gerekir. Sıralama sorularında öğretmen adaylarının soru öncülünde yapılan etkinliklerin üzerine sıra numarası vermeleri sorunun çözümünü kolaylaştıracaktır. Cevap A
  3. Çözüm: “Çevremizi Tanıyalım” konusunda öğretmenin dersin içeriğini yakın çevreden uzak çevreye doğru sıralamadığı görülmektedir. Öğretmen içeriği “İlçemiz, İlimiz, Bölgemiz, Yurdumuz” şeklinde yakından uzağa ilkesini dikkate alarak yeniden düzenlemelidir. Cevap E
  4. Çözüm: Öğretmenlerin anlatım yaparken anlaşılır bir dil kullanması açıklık ilkesi ile ilgilidir. Öğretmenler sade ve anlaşılır bir dil kullanmadıklarında anlatım açık olmaz ve öğrenciler anlatılanları anlayamaz. Cevap D

yenidünya

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir