Kategori arşivi: Gündem

Adaylık Kaldırma Sınavı 2020

Meb Adaylık kaldırma sınavı, yeni atanan ve aday performans değerlendirmelerinde başarılı olan sözleşmeli aday öğretmenlerin gireceği bir sınavıdır. Adaylık kaldırma sınavı 2020 yılında 26 Temmuz tarihinde yapılacaktır. Aks de kanun, yönetmelik ve öğretmenlik uygulamalarından sorular çıkmaktadır. Peki Adaylık kaldırma sınavı konuları nelerdir? Aks konu dağılımı nasıl olacak.

  1. Adaylık kaldırma sınavı tek oturum şeklinde yapılacak ve 120 dakika sürecektir.
  2. Sınav 100 puan üzerinden değerlendirilecektir.
  3. Sınavdaki her soru eşit puana sahiptir.
  4. Yanlışlar doğruları götürmeyecektir.
  5. 60 ve üzeri puan alan aday öğretmenler başarılı sayılacaktır.

Adaylık Kaldırma Sınavı (Aks) Konuları

  • Devlet Memurları Kanunu (657)
  • Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkındaki Kanun (44783)
  • Milli Eğitim Temel Kanunu (1739)
  • 1 No’lu Cumhurbaşkanı Kararnamesinde Meb’e İlişkin Hükümler
  • Özel Öğretim Kurumları Kanunu (5580)
  • Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun (3071)
  • Bilgi Edinme Hakkı Kanunu (4982)
  • İlköğretim ve Eğitim Kanunu (222)
  • Milli Eğitim Bakanlığı Rehberlik Hizmetleri Yönetmeliği
  • Milli Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi İlköğretim ve Eğitim Kurumları Yönetmeliği
  • Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği
  • Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği
  • Milli Eğitim Bakanlığı Destekleme ve Yetiştirme Kursları Yönergesi
  • Aday Öğretmenlerin Yetiştirme Sürecine İlişkin Önerge
  • Eğitim ve Öğretimin Planlanması
  • Öğretim Ortamları
  • Sınıf Yönetimi
  • Öğretim Strateji, İlke ve Yöntemleri
  • Ölçme ve Değerlendirme
  • T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük

Adaylık Kaldırma Sınavı (AKS) Konu Dağılımı Soru Sayıları

Adaylık kaldırma sınavı 2020 yılında temmuz ayında yapılacak olup, sınavda çıkacak soru sayıları ve konu dağılımı aşağıdaki gibidir. Aşağıdaki videoyu izleyerek daha fazla fikir sahibi olabilirsiniz.

Devlet Memurları Kanunu
Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkındaki Kanun
15 Soru
Bakanlık Teşkilatı, Görevleri ve Mevzuatı30 Soru
Öğretmenlik Uygulamaları (Eğitim Bilimleri)50 Soru
T.C İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük5 Soru

2020 Yılındaki Asteroid Çarpması Nedir?

Bu günlerde bazı haber kanallarında “Kıyamet Asteroidleri” gibi başlıklar görüyoruz. Peki gerçekten dünyaya asteroid mi çarpacak? Asteroid çarpması nedir?

Aşağıdaki videoda bir haber kanalının yayınladığı haberi görüyorsunuz. Gerçekten bu videoda anlatıldığı gibi 2020 yılında asteroit çarpması mı olacak?

NASA, Asteroid 52768’in (1998 OR2) Nisan 2020’de Dünya’yı vurabileceğini ve dünyada bir felakete yol açabileceği konusunda insanları uyardı.

29 Nisan 2020’de, büyük bir asteroitin Dünya’ya 4 milyon mil mesafede uçması bekleniyor. Bu, gökyüzündeki diğer yıldızların ilgisini çekebilir. Ancak ben buraya 4 milyon mesafe yazdığım için sizin ilginizi çekmekte pek başarılı olmuş sayılmam. Ama birçok medya kuruluşu, bu gelen asteroit hakkında, Dünyamıza faleket boyutunda ve yıkıcı bir tehdit oluşturuyormuş gibi manşetler attılar.

Örneğin yayınlanan bir makalede şu başlıklara yer verildi : “Asteroit uyarısı: NASA, 4KM çapındaki asteroiti izliyor – Dünyamıza vurursa uygarlığı sona erdirebilir.” Haber sitesi, bu makaleyi Twitter’da da yayınladı ve benzer bir mesaj kullandı. 

Dünyaya Asteroid Çarpması

Bu başlıklar tıklama getirse de, okuyucuların bu asteroitin Dünya’daki yaşam için acil bir tehdit oluşturduğuna inanmalarına neden olabilir. Durum böyle değil.

Asteroid 52768 (1998 OR2) Nisan 2020’de Dünya’ya gerçekten yaklaşacak, ama Dünyaya 3,9 milyon mil mesafeden geçecek. 

NASA sürekli olarak Dünya için potansiyel bir tehdit oluşturan asteroitler ve göktaşları için gökyüzünü izliyor. Dünya’ya yakın nesneler (Asteroitler) keşfedildiğinde, NASA bu göktaşlarını Dünya’ya ne zaman yaklaşacaklarını, ne kadar hızlı seyahat edeceklerini, ne kadar büyük olduklarını ve ne kadar yaklaşacaklarını öğrenmek için izliyor. Tüm bu veriler Yakın Dünya Nesne Araştırmaları Merkezi (CNEOS) web sitesinde herkese açıktır. Sizde Dünyaya hangi asteroit ne zaman gelecek? Dünyaya asteroit çarpacak mı diye bakabilirsiniz. Peki asteroit çarpması nedir? 

Dünyaya Asteroid Çarparsa Ne Olur?

Aslında dünyaya asteroid çarpma ihtimali düşük de olsa bu ihtimal her zaman var. Önceki zamanlarda yani dinazorları yok eden asteroidin atmosfere çok fazla nem ve toz bulutu saçtığı düşünülüyor, bu tozlar güneş ışığını kesti, dünyadaki sıcaklıkları düşürdü ve dinozorların yok olmasına neden oldu.

Asteroid 52768 (1998 OR2) ilk olarak 1998’de keşfedildi (adından da anlaşılacağı gibi), bu nedenle bu asteroit Dünya’nın üstünde ani ve korkutucu bir görünüm yaratmıyor. NASA yirmi yılı aşkın bir süredir bu asteroiti izliyor. Örneğin, asteroit 1,1 ve 2,5 mil arasında bir çapa sahiptir. Yani nispeten büyük bir asteroittir. Dünya’ya en yakın konuma geldiğinde 20.000 milin biraz altında yanımızdan geçip gidecektir. 

NASA’ya göre, bu asteroid Dünya’nın 3,9 milyon mil uzağından geçecek. 2020 yılının Nisan ayında Dünyaya çarpma şansı neredeyse yok. Başka bir deyişle, Dünya ve Ay arasındaki mesafenin yaklaşık 16 katından daha fazla mesafeden geçecek.

CNEOS’un resmi Twitter hesabı olan Asteroid Watch, asteroitin Dünya’yı güvenli bir şekilde geçeceğini ve NASA’nın olası bir felaket çarpışması hakkında “uyarı” vermediğini yazarak bu asteroid hakkında korkuları bastırmaya çalıştı.

Asteroid 52768 (1998 OR2) şu anda NASA’nın gelecekteki potansiyel Dünya olayları listesinde yer almıyor.

Koronavirüs

Koronavirüs ya da corona virüsü, kuşlarda ve memelilerde hastalıklara sebep olan ve Coronaviridae familyasının iki alt familyasından birini oluşturan virüslerdir. İnsanlarda genellikle ciddi olmayan virüs, nezle vakalarının önemli bir bölümüne yol açmasıyla birlikte, aralarında MERS-CoV, SARS-CoV ve COVID-19‘un bulunduğu bazı nadir koronavirüs çeşitleri ölüm riski bulunduran solunum yolu enfeksiyonlarına neden olabilir. Koronavirüsler ineklerde ve domuzlarda ishal, tavuklarda ise üst solunum yolu hastalıklarına sebep olur.

125 nanometre büyüklüğe sahip olan virüsün görünüşündeki en belirgin özelliği etrafındaki değneğe benzeyen çıkıntılarıdır. Bu özelliğiyle mikroskop altında güneşin taç küresine benzediği için koronavirüs adını almıştır.

Bugüne kadar tespit edilmiş en büyük RNA genomuna sahip virüslerdir, 30 kilobazdan büyük bir uzunluğa sahiptir.

Koronavirüs hastalıklarına karşı henüz herhangi bir aşı veya özel  ilaç geliştirilmemiştir. Hastalığın kontrol edilmesinde semptomatik tedavi, izolasyon ve çeşitli deneysel uygulamalar yer alır. El yıkama, mesafe koyma ve yüze dokunmama koronaviral hastalıkların yayılmasını önlemek için önerilen önlemlerdendir.

Korona Virüs Havadan Geçer Mi?

Yeni koronavirüsün (SARS-CoV-2) havadan bulaşıp bulaşmadığı bilim dünyasını ilgilendiren konuların başında geliyor. Sorunun yanıtı hem evet hem de hayır.

Kesin olan bir şey varsa o da SARS-CoV-2’nin solunum yollarıyla, örneğin bir hastanın öksürdüğü zaman saçtığı tükürük damlaları ya da vücut teması yoluyla bulaştığı. Sağlık yetkilileri o nedenle insanların birbirleri arasında en az 1 metre mesafe bırakmalarını tavsiye ediyor.

NEJM’de yer alan çalışmada araştırmacılar virüsün havada üç saat boyunca asılı parçacık halinde yaşayabildiğine dikkat çekti. Araştırmacılar virüsü bir tür spreyle havaya sıkarak bu sonuca ulaştı. Ancak laboratuvar ortamında yapılan bu deneyin gerçekte meydana gelmesi olası değil.

East Anglia Üniversitesi’nden Paul Hunter bir hastanın öksürmesi ya da hapşırması sırasında ortaya çıkan “damlacıkların havadaki partiküllere nazaran daha hızlı bir biçimde zemine düşeceğini” zira bunların bir sprey aracılığıyla sıkılan bulutsudan daha ağır olduklarını söyledi.

Korona Virüs Aşısı Bulunur Mu ?

Yetkililerden bir bir korona virüs aşı açıklaması gelse de korona virüs aşısının yakın günlerde çıkması pek olası görünmüyor. Önceki bir yazımızda da incelediğimiz Aşı Nasıl Geliştirilir? adlı yazımızda bunun uzun bir süreç olduğunu anlatmıştık. Fikir sahibi olmak için yazımızı inceleyebilirsiniz.

Aşı Nasıl Geliştirilir? Aşı Nedir?

İnsan ve hayvanlarda hastalık yapma etkinliğinde olan virüs, bakteri v.b. mikropların hastalık yapma karakterlerinden kurtarılarak ya da bazı mikropların salgıladığı zehirlerin etkilerinin ortadan yok edilerek, geliştirilen biyolojik maddelere aşı denir.

Günümüzde corona ve lassa adlı virüslerin çıkmasından sonra herkes aşıları geliştirilmesini dört gözle bekliyor. Corona virüsünden sonra Nijerya’da lasa virüsü çıkması ve 185 kişinin hayatını kaybetmesinden sonra herkes dikkatini aşı geliştirme çalışmaşarına vermiş durumda. Peki bu kadar önemli olan aşı nasıl geliştirilir? Bir aşı kaç günde veya kaç ayda geliştirilir? Tüm bu soruların cevapları yazımızda olacaktır.

Aşı Nasıl Etki Eder?

Aşılar, bir hastalığa yakalanmadan önce kişilere ulaşıp onların hastalık yapıcı virüse veya bakteriye bağışıklık kazanmalarını sağlamak amacıyla verilir. Vücutta savunma mekanizmasını uyararak, hastalık etkenini tanıyan ve bu etkenle karşılaşıldığında onu yakalayıp yok eden koruyucu maddelerin (antikorlar) üremesini sağlarlar. Bu şekilde aşılanan kişi aşılandığı hastalıklara karşı bağışık yani dirençli olur. O kişi aşılandıktan sonra hastalık vücuduna girse de hasta olmaz. Oluşan direnç genellikle ömür boyu vücutta kalır ve hastalık etkeni ile karşılaşınca onu etkisiz kılmak için savaşır. İnsanlar çoğu salgın hastalıktan aşılar sayesinde kurtulmuştur.

Aşı Geliştirmenin Aşamaları Nedir?

1. Keşif Aşaması

Üzerinde çalışılan patojen neyse, mesela covid-19 yani corona virüsü-sars virüsü-lassa virüsü gibi patojenlere karşı insan vücudunun bağışıklık kazanması için olası formüller bu aşamada geliştirilir.

2.Klinik Öncesi Çalışma

Formüller olgunlaştırılıp, laboratuvarda en etkili ve verimli formüller ayrıştırılıyor.

3.Klinik Geliştirme Aşaması

Sadece bu aşama bile yani klinik geliştirme aşaması bile kendi içinde 3 fazdan oluşuyor. İlk aşamada aşı seçilmiş kişilerden oluşan küçük bir gruba veriliyor. İkinci aşamada ise aşı kendi içinde ayrışan ve karakteristik özelikleri olan insanlara veriliyor. Son aşamada ise aşı binlerce insan üzerinde denenip güvenirlik ve geçerlilik ölçümleri yapılıyor.

4.Denetim ve Onay Aşaması

Aşı ilgili ulus ve global sağlık otoriteleri tarafından denetleniyor ve onaylanıyor.

5.Üretim Aşaması

Hammadde tedarik süreci ve üretim, dağıtım aşamaları yapılıyor.

6.Kalite Kontrol

Aşı üretildikten sonra da etkiler raporlanıyor ve denetim devam ediyor.

Covid-19 (Corona) Aşısı Üretildi Mi?

Yukarıda anlatıldığı gibi aşı üretme süreci uzun zaman gerektiren ve geniş bir yelpazede yapılan bir iştir. Anlaşılan korona virüsünün aşısı için biraz daha sabretmemiz gerekiyor.

Lassa Virüsü Nedir?

Lassa mammarenavirüs ( LASV ),insanlarda ve diğer primatlarda bir tür ateşe sebeb olan bir virüstür.

 Lassa mammarenavirüs olarak da adlandırılan virüs, biyolojik seviye 4’e eşdeğer tutulmayı gerektiren yeni bir tür virüstür.

İlk olarak fare dışkısından insanlara geçen virüs, yakın temasla bulaşıyor. Kanamalı ateşe ve ölüme yol açıyor. Korona virüsü gibi kısmen ölümcül bir virüstür.

“Lassa ateşi”adını 1969’da ilk kez görüldüğü Nijerya’nın Lassa kasabasından alıyor.

Virüs daha önce Mali, Togo, Gana, Liberya ve Sierra Leone gibi birçok Afrika ülkesinde görülmüştü. Virüsün senede yayılma sayısı 300.000 ila 500.000 vaka arasındadır ve bu da yılda 5.000 ölümle sonuçlanır. 

2012 itibariyle, Batı Afrika’nın Mano Nehri bölgesindeki keşifler, bilinen iki Lassa endemik bölgesi arasındaki endemik bölgeyi genişletti ve bu da LASV’nin (Lassa Virüsü) batı Afrika’daki tropikal ormanlık savan alanlarına daha yaygın olarak dağıtıldığını gösteriyor . Lassa ateşine karşı insanlarda kullanım için onaylanmış bir aşı yoktur.

Lassa Virüsü Nasıl Keşfedildi?

1969’da misyoner hemşire Laura Wine , Nijerya’nın Borno Eyaleti’ndeki bir köy olan Lassa’daki obstetrik (Bir tür doğum hastalığı) bir hastadan bulaşan gizemli bir hastalığa yakalandı .

Daha sonra öldüğü Nijerya’nın Jos şehrine taşındı. Daha sonra, Laura Wine’nin arkadaşı elli iki yaşındaki hemşire Lily Pinneo enfekte oldu.

Bir hastaneye numuneler gönderildi ve Yale Üniversitesi’nde yapılan araştırmalar sonucu yeni bir virüs olan, Lassa mammarenavirus ilk defa keşfedildi.

Nijerya’daki Salgında 41 Kişi Öldü

Ocak ayından beri ülkenin 19 eyaletinde 258 vaka tespit edildiği, 41 kişinin kurtarılamadığı açıklandı. Ölenler arasında sağlık görevlilerinin de bulunduğu belirtildi.

Ülkede geçen yılki “Lassa ateşi” salgınında ise yaklaşık 170 kişi hayatını kaybetmişti.

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre yılda 100 ile 300 bin kişide görülen virüsün ortalama 5 bin ölüme yol açtığı düşünülüyor.

“Lassa virüsü” yine Afrika’da görülen Ebola ve “Kırım Kongo kanamalı ateşi” ile benzer özellikler taşıyor.

Nijerya’da yeni salgın! Lassa ateşi 186 can aldı.

Nijerya Hastalık Kontrol Merkezinden (NCDC) yapılan açıklamada, ülkeyi etkisi altına alan salgında Edo, Ebonyi, Ondo ve Bauchi başta olmak üzere 28 eyalette 951 vaka tespit edildiği belirtildi.

Açıklamada, salgın nedeniyle sene başından bu yana yaşamını yitirenlerin sayısının 185’e yükseldiği kaydedildi.

Her yıl kurak dönemin yaşandığı kasım-mayıs aylarında yükselişe geçen Lassa ateşi salgınında 2019’da 129 kişi ölmüştü.

Dolar Nasıl Ortaya Çıktı?

Doların tarihi rekor kırması insanları dolar hakkında araştırma yapmaya sürükledi ve gündem haberleri arasında dolar sürekli yer alıyor. ABD para birimi olan doların tarihi serüveni günümüzden 200 yıl kadar önce başlamıştır. Peki dolar nasıl ortaya çıktı? Doların tarihi nasıldır?

Dolar’ın Tarihçesi

Amerika kıtasında kağıt para dönemi 1600’lü yıllara dayanmaktadır. İspanyolların Amerika kıtasını keşfetmesi ve gittikçe büyümesi o dönemde İngilizlerin çok dikkatini çekiyordu. Kuzey Amerika’daki İngiliz koloniler bağımsızlıklarını elde etmeden önce İspanyollarla anlaşma imzalamaya karar verdiler. Bu ticari anlaşma sonucu İngilizler büyük gelir elde etti ve bağımsızlığını elde etti. İngilizlerin bu sırada bir karar vermesi gerekiyordu. Ya kendi para birimlerini kullanacakları ya da İspanyolların kullandığı doları. Ticarette daha fazla zorluk yaşamamak için İngilizler doları kullanmayı tercih etti ve 1690 yılında ilk kağıt paralarını bastılar.

Dolar Nasıl Üretildi?

1739 yılına gelindiğinde ise Benjamin Franklin’in Philadelphia’da bulunan para darphanesinde doğa manzaralı kağıt para dolar basmaya başlandı. Fakat bu paralar sahtesi olmasın diye farklı bir teknikle kabartmalı olarak basılıyordu.

1785 yılına gelindiğinde ise dolar resmi olarak ABD’nin para birimi oldu. 1792 tarihinde çıkan bir kararla birlikte dolarlar artık sadece resmi ABD darphanesinde basılmaya başlandı.

Dolar resmi para birimi oldu olmasına fakat başka ülkelerde kullanılması ve dolaşıma girmesine uzun bir zaman aldı. 1861 yılında bir değişiklik oldu. 1861 yılında ilk ABD parası dolaşıma girdi. 1861 yılından günümüze kadar basılan tüm ABD banknotları da piyasalarda geçerli sayılıyor.

1862 yılında, ABD dolarının kalpazanlığına karşı caydırıcı önlemler olarak, ince çizgili gravürler, karmaşık geometrik şekiller, Hazine Bakanlığının mührü ve gravürlü imzalar da eklenir ve böylece dolar daha da güven kazanır.

1913 senesine gelindiğinde ise Amerikan Merkez Bankası Kanunu gereğince, Amerikan Merkez Bankası olan Federal Reserve Bank‘ı ülkenin merkez bankası ilan ettiler. Banka da, Amerikan Merkez Bankası Banknotları adlı yeni paraları dolaşıma çıkarmaya başladı. Sahteleri olmasın diye 7 ile 10 yıllık belirli periyotlarda basılan dolar en son 2010 yılında basıldı ve kullanılmaya devam ediliyor.

Dolar Hangi Ülkelerde Para Birimi Olarak Kullanılıyor?

Peki dolar nasıl ortaya çıktı ve hangi ülkelerde kullanılıyor? Dolar’ı para birimi olarak kullanan çok ülke var. Direk ABD dolarını da kullanan ülkeler de var.

Dolar, günümüzde ABD, Avustralya, Kanada, Yeni Zellanda başta olmak üzere birçok ülkenin para birimi. ABD doları ise ABD’den başka Ekvador, Marshall Adaları, Zimbabwe, Palau, Micronesia, Doğu Timor ve El Salvador gibi ülkelerde, Avustralya doları ise Nauru ve Kiribati gibi ülkelerde de kullanılıyor.

HAARP Projesi Nedir?

İngilizcesi “High Frequency Active Auroral Research Program” olan ve kısaltması “Haarp” olarak bilinen iyonosferin hareketlerini, özelliklerini ve davranışlarını araştırmak üzere bir çok kurum üzerinden finanse edilen Alaka’da sürdürülen bir çalışmadır.

Haarp projesi bazı çevreler tarafından “kıyamet silahı” olarak da isimlendirilmiştir. Haarp’ın Türkçe anlamı Yüksek Frekanslı Etkin Güneşsel Araştırma Programı demektir. Haarp projesi ABD Silahlı Kuvvetleri, Deniz Kuvvetleri ve Alaska Üniversitesi tarafından yürütülüyor. Haarp projesinin fikrinin fikir babası Nicola Tesla‘dır. Haarp projesi Pentagon kontrolünde ve ABD ordusu hizmetinde bir çalışmadır.

Haarp Silah Mı?

Haarp projesinin hayata geçirilmemesi için bir çok ülkede kampanyalar düzenlenmiştir. Geniş kitleler projeye karşı çıkmıştır. Çünkü Haarp ile ilgili çok korkutucu ve ciddi iddialar ortaya atılmaktadır.

Haarp projesi iklimi kontrol edebilecek, yapay deprem oluşturulabilecek gibi iddialar en çok konuşulanlardır.

Haarp İstasyonu

Haarp istasyonu 1993 yılında faaliyete geçmiş ve şu an kullanımda olan IRI 2007 yılında tamamlanmıştır. Haarp 2008 yılında vergiler ile finanse edilmiş ve o zamandan beri 250 Milyon Dolar harcaması olmuştur. Mayıs 2014 Haarp Projesinin tamamen sona ereceği açıklanmıştır.

Elektromanyetik dalgalar üzerine birçok çalışmanın yapıldığı bu tesis uçaklar için çok tehlike arz etmektedir. Bu yüzden HAARP tesislerinde, uçak kontrol teknolojileri kurulmuştur. Herhangi bir uçan aracın tesise yaklaşması durumunda istasyonun faaliyetleri durdurulmaktadır.

Haarp Teorileri Doğru Mu?

Söylenenlere göre Haarp toplamda 36 Milyon Watt enerji açığa çıkarır. Amerika’da ise bir elektrik santrali sadece 52 bin Watt üretebilmektedir. Bu projenin gücünü buradan çok daha iyi anlayabiliriz. Tabi ki bunlar sadece dedikodudan ve teorilerden ibaret.

Bilim insanlarının yaptığı açıklamalarda Haarp ile ilgili teorilerin tamamen eksik bilgilerden kaynaklandığını, iklim değiştirmek ve zihin kontrolü gibi teorilerin tesisin kapasitesinin çok üstünde olduğunu açıklamışlardır.

Harp gerçekten anlatıldığı gibi olsa ve çok fazla radyasyon da açığa çıkarsa dünya yüzeyine saniyede 50-100 arası şimşek düşmektedir. Tüm bunlar düşünüldüğünde Haarp çok küçük kalmaktadır.

Salı Gününün Anlamı

Bir kemal sunalın filminden hatırlarız salı sallanır, çarşamba çarşafa dolar gibi replikleri. O filmde günlere bir anlam yüklenmiştir. Aslında gerçekte günümüzde de öyledir. Herkes kendi içinde günlere bir anlam yükler ve ona göre yaşar.

Bazılarımız pazartesiyi çok severken bazı insanların pazartesi sendromu vardır ve pazartesiden nefret ederler. Bazı insanlar tatilin başlangıcı olduğu için cuma gününü çok severler ama bazı kişiler cuma gününü sevmeyebilirler.

Salı günü ise ortada kalmış bir gün olduğu için çoğu insan bir anlam yüklemez.

Salı Gününün Anlamı Nereden Gelir

Salı günü adını, Nors mitolojisindeki savaş tanrısı olan Try’dan almıştır. İngilizce anlamı Tuesday olan salı gününün savaş günü olarak anılmasının bir diğer sebebi de bazı tarihsel olayların salı günü olmasından dolayıdır. İstanbul şehrinin fetih edilmesi gibi olaylar salı gününe denk gelmiştir.

Salı günü hakkında ilginç bilgiler saymakla bitmez. Japonlar ise salı gününü “ka youbi” yani ateş günü olarak nitelendirmişlerdir.

Rusça’da salı günü “vtornik” olarak geçer. “Vtoroy” kelimesinin anlamı ise ikinci demektir.

İş Dünyasında Salı Günü

Pazartesi sendromundan çıkmış ve yeni haftaya tam bir şekilde adapte olmuş insanlar salı günü üretkenliklerinin en üst seviyesine ulaşırlar. İnsanlar salı günü üretken, işlerinde kararlıdır ve rekabet güçleri yüksektir.

Eğer enerji gerektiren ve önemli bir işiniz varsa salı günü yapabilirsiniz. İçinde bulunduğunuz salı günü enerjisi dolayısıyla yeni bir projeye başlamak veya yeni bir fikir bulmak için salı gününü değerlendirebilirsiniz.

Pazartesi sendromundan dolayı tam olarak sağlıklı düşünemeyen insanlar salı günü gelecek planları yapabilirler. Eğer bir işe başlayacaksanız ve düşünmeniz gerekiyorsa, bir fikir bulmanız gerekiyorsa bu işleri salı günü yapabilirsiniz.

Eski Türklerde Salı Günü

Eski Türklerde salı günü olumsuzluk günü olarak bilinmektedir. Eski Türkler günümüzün aksine salı gününe olumsuz bir anlam yüklemişlerdir.

Türklere göre salı günü insan bir işe başlarsa sallana sallana yapar, o işten bir verim alamaz. Bu yüzden eski Türklerde salı günü bir işe başlanmaz çünkü o iş çabucak bitmez ve uğursuzluk gelir. Eğer göç yapılacaksa göçe salı günü başlanmazdı.

Her kültürün her konuda kendine has özellikleri olduğu gibi günlerin isimleri ve günlere yüklenen anlamlarda kültürden kültüre değişkenlik göstermiştir. Bir kültürde olumlu algılanan salı günü başka bir kültürde o güne olumsuz bir anlam yüklenmiştir.

Astrolojide Salı

Astrolojide salıyı temsil eden gezegen mars olarak bilinir. Mars ise agresif bir gezegendir.

Burçlarda salı günü koç ve akrep burcunun şanslı günüdür. Koç burçları salı günü cesaret gerektiren işler yapabilir ve yeni bir işe başlayabilir. Akrep burçları salı günü ise insanlarla daha iyi anlaşabilir ve etkilemek istedikeri bir insan varsa onunla salı günü görüşebilirler.

Salı Günü Olan Tarihi Olaylar

  • 06/08/1571 tarihinde Osmanlı devleti Kıbrıs’ın fethini salı günü tamamladı.
  • 23/07/1919 tarihinde Erzurum Kongresi başladı ve Mustafa Kemal Atatürk kongreye başkan seçildi.
  • 09/04/1588 tarihinde Mimar Sinan 98 yaşında vefat etti. Selimiye, Süleymaniye ve Şehzade Camii gibi önemli camiler Mimar Sinan’ın eseridir.
  • 18/12/1865 tarihinde Amerika’da kölelik kaldırıldı.

Pitbull Cinsleri Köpekler

Zaman zaman hakkında haberler çıkan ve gündeme gelen pitbul köpeğini insanlar merak edebiliyorlar. Pitbull köpeği nasıl üretildi veya pitbull köpeği nasıl ortaya çıktı, pitbull köpeği özellikleri gibi sorular sorabiliyorlar. Peki pitbull köpeği hangi köpeklerin karışımıdır ve pitbull cinsleri nelerdir?

Pitbull Cinsi Köpek

Şu anda bilinen köpekler arasında dünyanın en güçlü ve aynı zamanda en saldırgan köpeği pitbull cinsi köpektir. İnsanlara ve diğer hayvanlara zaman zaman saldıran bu köpekler haberlere konu oluyor. Bu köpeklerin beslenmesinin yasaklanmasını isteyenler de var. Peki pitbull nereden geldi ve pitbull cinsleri hangileri. İşte bu köpeğin tarihi ve bilinmeyenleri…

Pitbull Cinsleri Nasıl Üretildi?

Pitbull cinsleri dört ayrı türe ayrılır. Bu türler tazılar, av köpekleri, mastif/bulldog ve sürü köpekleridir. Pitbull cinsi köpek ise Amerikan Pitbull Terrier olarak adlandırılır. 1900’lü yıllarda bulldog ve değişik türdeki terrier’ların birleştirilmesiyle ortaya çıkan Amerikan Staffordshire Bullterrier tür, küçük olan bir pitbull’dur. Amerikan Staffordshire Bullterrier, Amerikalı üreticiler tarafından tercih edilen bu ırk, ağırlığı arttırılıp kafatası ve çenesi güçlendirilerek pitbull, yani Amerikan Staffordshire üretildi.

Pitbull’ların asıl amacı çiftliklerde boğaları zapt etmek ve dövüşmek olan köpeklerdir.

Pitbull Hangi Köpeklerin Karışımı

Pitbull cinsleri köpekler ilk olarak bulldog ve değişik türdeki terrier’ların birleştirilmesiyle ortaya çıkan bir köpektir. Daha sonra bu köpeğin gerek laboratuvar gerekse de zamanla geçirdiği değişim sayesinde bu gün bilinin pitbull cinsi köpekler ortaya çıkmıştır.

Pitbull Cinsi Köpeklerin Özellikleri

Pitbull köpekleri oldukça kaslı bir görüntüye sahiptir. Bodur bir vücut yapısında görünürler. Kendine has görünüşü olan bu köpekleri görür görer tanırsınız. Kulakları genellikle kesik ve çiziktir. Başka türden hayvanlarla ve insanlarla anlaşamaz. Acıya toleransı yüksektir. Karşısındaki insanın veya hayvanın boyutuna dikkat etmeden saldırmaya eğilimlidir.

Pitbull’ların Haklarında Yanlış Bilinenler

  • Pitbull cinsleri köpekler 2 ton basmaz, bu bir efsanedir ayrıca pitbull da dahil dünya’da hiçbir köpeğin çenesinde bir kilitlenme mekanizması da yoktur.
  • Ön dişleri ile ısırırken arka dişleri ile çiğnediği şeklinde bir efsane de dolaşmaktadır bu zaten anatomik olarak imkansızdır.
  • Normal bir köpekten daha fazla çene güçleri yoktur ancak bunu inatçılıkları sayesinde çok daha uzun süre devam ettirebilirler.

Pitbull Cinsleri

Pitbull cinleri olarak biinen beş köpek ırkı vardır.

  1. Amerikan Pitbull Terrier
  2. Amerikan Pitbull
  3. Staffordshire Boğa Terrier
  4. Boğa pitbulll
  5. Minyatür Boğa pitbull

Bu köpeklerin her birinin kendine has özellikleri vardır.

Erzurum Kongresi’nin Bilinmeyenleri ve Önemi

Erzurum Kongresinin Yapıldığı Bina

Erzurum Kongresi’nin yapıldığı bina. 1864’de yapılmıştır. Ermeni yatılı kız okulu olarak kullanılan bina cumhuriyet öncesinde satın alınarak devlete kazandırılmıştır. Erzurum Kongresinin yapıldığı bina günümüzde Kongre Müzesi ve Resim Heykel ve Galerisi Müdürlüğü olarak kullanılmaktadır.

Mondros Ateşkes Antlaşmasının 24.maddesinde geçen “6 doğu vilayetinde bir karışıklık çıkarsa, o illerin derhal güvenliği sağlanması adına işgal edilecektir” ifadelerini hepimiz biliriz. İşte Erzurum Kongresi, Sömürgeciler tarafından bir oldu bitti ile uygulamaya geçirilmeye çalışılan bu senaryoya karşın, “Vatan Bir Bütündür Parçalanamaz” şuuruyla yakılan bir bağımsızlık meşalesidir. 

Erzurum Kongresi’ne Gazi Mustafa Kemal Paşa öncülüğünde Erzurum, Sivas, Van, Bitlis, Trabzon, Muş, Erzurum, Trabzon, Erzincan, Sivas, Giresun, Rize, Ağrı, Bingöl, Bayburt, Artvin, Tunceli, Gümüşhane, Ordu, Tokat, Amasya, Bitlis, Siirt ve Van illerinden Temsil Heyeti dahil 63 delege katılmıştır.

Erzurum Kongresinde Hangi Kararlar Alındı?

Erzurum Kongresi tamamen bölgesel bir amaçla toplanmasına rağmen alınan kararlara baktığımızda bütün ülkeyi ilgilendiren ulusal çapta bir kongreye dönüşmüştür.

Şu kararlar alınmıştır.
1. Vatan bir bütündür bölünemez. (Bu madde ile tüm yurdun işgalcilerden temizleneceği belirtiliyor. Kongre aslında bu madde ile Ulusal bir hal kazanmıştır)
2. Her türlü yabancı işgal ve müdahalesine karşı, millet hep birlikte direniş ve savunmaya geçecektir. (Ülkenin saldırılara karşı topyekun mücadele edeceği, birlik ve beraberlik sağlanacağı anlaşılmaktadır)
3. Doğu illerinin ve bütün vatanın bağımsızlığı, Osmanlı tarafından sağlanamazsa, geçici bir hükümet kurulacaktır. Bu hükümet milli bir kongre tarafından seçilecek, kongre toplanmışsa seçimi Temsil Heyeti yapacaktır.( Artık Osmanlı’nın ülkeyi temsil gücünün kalmadığı, İstiklal mücadelesi Temsil Heyeti tarafından yürütüleceği vurgulanıyor) 
4. Kuva-yi Milliyeyi etkin, milli iradeyi hakim kılmak esastır. (Bu madde ile hem halkın direnişe katılması sağlanıyor, hemde ilerde kurulacak cumhuriyetin temelleri atılmıştır)
5. Hrıstiyan azınlıklara siyasi hakimiyetimizi ve sosyal dengemizi bozucu haklar ve ayrıcalıklar verilemez. Ancak bu azınlıkların can, mal ve ırzları her türlü saldırıdan korunacaktır. ( Kapitülasyonlara ilk kez karşı geliniyor)
6. Manda ve himaye kabul edilemez. (Her alanda Tam bağımsız bir Türkiye vurgusu yapılmıştır)
7. Milli Meclis derhal toplanmalı, hükümetin çalışmaları meclis denetimi altına girmelidir.( Halk iradesiyle ve denetimiyle yönetilen bir Türkiye vurgusu yapılmıştır)

Erzurum Kongresinde Alınan Kararların Önemi Nedir?

  • Mandanın ve himayenin tamamen reddedilmesi, ilk kez tam bağımsız bir yeni bir ülkenin kurulacağına işaret ediyor.
  • İlk kez milli sınırlardan bahsedilmiş, Misak-ı Milli’nin temelleri atılmıştır. Mondros Ateşkes Antlaşmasının imzalandığı anda Türk vatanı olan topraklarının parçalanamayacağı belirtilmiştir.
  • İlk başta bölgesel bir amaçla toplanmasına rağmen aldığı kararlar bakımından ulusal bir kongredir.
  • Erzurum Kongresi Sivas kongresi için bir ön hazırlık kongresi niteliğindedir.
  • İlk kez Temsil Heyeti oluşturuldu.Bu heyetin başkanı Mustafa Kemal seçilmiştir. Bu Temsil Heyeti bir hükümet gibi davranacaktır. (Temsil Heyeti çalışmalarına TBMM açılana kadar devam edecektir)
  • Erzurum Kongresinin başka bir önemi de Batı Anadolu’da Yunan kuvvetlerine karşı mücadele eden Kuva-yi Milliye üzerinde büyük moral ve motivasyon etkisi gösterdi.
  • Erzurum Kongresi Mustafa Kemal’in sivil olarakkatıldığı ilk yerdir.